Köşe Yazıları

DEVLET ADAMLIĞI, ATATÜRK VE GÜNÜMÜZÜN HAZİN DURUMU

Devlet adamı kime denir ? Erki ele geçiren herkes  devlet adamı  olarak tanımlanabilir mi?  Ne dersiniz. İsterseniz işe devletin tanımıyla başlayalım.

 Değişik kaynaklarda farklı  tanımlar yapılmaktadır. Büyük Larousse’da devlet; “kültürel birliği olan ve kurumsallaşmış bir iktidar tarafından yönetilen bir insan grubunun sınırlarla belirlenmiş bir toprağa yerleşmesi sonucu meydana gelen siyasal toplumdur” şeklinde tanımlanmaktadır.
         Öyleyse bir devlet adamında bulunması gereken belli başlı nitelikler nelerdir?
         Belki, Türk diye bir milletin olmadığını söyleyen zavallı cahillerle onlara itibar eden buruşuk beyinliler bunu anlayamazlar, ama biz tarihimizin ışığında Atatürk ve çalışma arkadaşlarının bıraktığı kültür miras ve birikimlerinden yararlanarak açıklamalarımızı yapalım.
     Atatürk diyor ki; Devlet idaresi işlemez olursa, kişilerin özgürlüğünü
koruyacak hiçbir güç aracı kalmaz.  Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hıyanettir.Toplumsal gelişmenin de, çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar. Ulusları yönetenler için ilk ve en zor görev, kişisel bencilliğe kapılmaktan kendilerini korumalarıdır.
         Bugün, yani 2013 yılının Aralık ayı itibarı ile ülkemizde yaşananlar ve bunları yaşatanların durumlarının değerlendirilmesini siz okuyuculara bırakıyor ve konumuza dönüyoruz.
     Bir devlet adamında bulunması gereken nitelikleri kısaca şöyle sıralayabiliriz.
     Devlet adamı, ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, basiretli bir devlet
adamı gibi davranmayı bilen, ülkesinin  huzuru için zamanında önlemler alan, ülkesinin dil, din ve kültür birliğini sağlayan, halkı ile iç içe olan ve onlarla iyi iletişim kurabilen, halkını kandırmayan, onlara yalan söylemeyen, halkını sömürmeyen ve sömürtmeyen, ülke ve dünya koşullarını izleyen, ülkesinin sosyal adalet ve sosyal güvenliğini sağlayacak  önlemleri alan, halkına karşı hoşgörülü ve saygılı olan, ülkesinin temel ideolojisini kavramış ve bu yüksek ideolojiye ulaşmak için gerekli bilgi ve donanıma sahip olan ve halkına her konuda iyi örnek  olan bir insan olmalıdır. Bu saydığımız vasıflara daha birçok güzel insani nitelikler eklenebilir.  Böyle bir devlet adamına sahip olan ülkelerin yurttaşları şanlıdır.
         KUTADGU BİLİG devlet adamlığı sorumluluğunu şöyle dile getirmektedir.
Halk tok olmalı, memur ve işçilere aç mısın, tok musun diye sormalı… Elini açık tut… Bir hükümdar kuldan fakir adını kaldırmazsa nasıl hükümdar olur?
Ey hükümdar, sen önce yerine getir, sonra kendin hakkını isteyebilirsin. Bey,…Kanuna kendin riayet et ki, halk da sana riayet etsin….”.
         Büyük devlet adamı İsmet İnönü, kahve ithalatında yolsuzluk iddiası ortaya atılan dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Suat Hayri Ürgüplü’ye , “Senin Milletvekili olman için ben destek oldum. Şimdi sen hemen istifa et , mahkemede aklan. Yoksa
S. Hayri Ürgüplü’yü İnönü kurtardı derler.” diyerek devlet adamlığının ne olduğuna
ilişkin iyi bir örnektir. Günümüzün muktedirlerine bunları okumasını dileriz.
         İnsanı üzen öyle yıkıcı olgular gözden kaçıyor ki, düşündükçe tüylerimiz diken diken oluyor. Örneğin insanlar kişilikli olmalarının bedelini çok pahalı ödüyor ve başları eziliyor. Adam olmak zorlaştı. Artık geçerli olan akçe, yükselmenin ve bir yerlere gelmenin yolu muktedir olanların adamı olmaktan geçmektedir. Yani vatandaş değil teba ve kul olma mantığı egemen oluyor.
         Dünyanın takdirle andığı, ortaçağ veri tabanlı örümcek beyinlilerin algılamada zorluk çektikleri Büyük Devlet Adamı  Atatürk’ü  Dr. Reşit Galip  defalarca çok ciddi bir şekilde eleştirdiği halde,  Reşit Galip Gazi tarafından Milli Eğitim Bakanı olmaya davet edilmiştir.
         Günümüzün mide bulandıran modalarından biride, her dönemin ve her iktidarın adamı olmayı marifet sayanların  yaptıkları yüzlerine vurulunca GÖMLEK DEĞİŞ-TİRDİKLERİNDEN söz ederek işin içinden sıyrılmaya çalışmalarıdır.
         Cumhuriyet tarihinin yetiştirdiği büyük devlet adamlarından Hasan Ali Yücel’in oğlu büyük şair Can Yücel’in şu dizeleriyle  bu döneklerin aslında nasıl bir ruhsal sıkıntı ve çöküntü içinde olduklarını çok iyi bir şekilde dile getirmektedir.
         İnce uzun bir hayvan.
         Çarpıyor.
         Çarpıyor.
         Çarpıyor kendini taşlara.
         Canı mı sıkılıyor ?
         Can mı çekişiyor yoksa.
         Yok efendim.
Dedi yanındaki adam.
Gömlek değiştiriyor yılan.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı