Köşe Yazıları

OSMANLI DAN CUMHURİYET E KENTLERİN DÖNÜŞÜMÜ

Kentlerin dönüşümüne neden olan etkenlerin, sebep ve sonuçlarını irdelemek için aşağıda belirtilen soruların yanıtları üzerinde durmak gerekir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devir alınan kentlerin dönüşümüne neden olan faktörlerin ele alınması. Kentlerin oluşumuna elverişli çarelerin yanında, bu dönüşüme neden olan faktörleri göz önünde tutmak gerekir. İlk şehirlerin oluşumunda kabul görülen etkenlerin yanında, Osmanlı toplum yapısının da irdelenmesi gerekir. İnsanları köyden kentlere zorlayan nedenlerin neler olduğu, bu alanda Osmanlı devlet politikasını de bilmek gerekir. Küresel çapta şehirlerin dönüştüğü 16. Yüzyıl dinamikleri incelenmeli ve Osmanlı kentlerini değişim sürecine taşıyan nedenler ve modernleşme çerçevesi içinde ele alınmalıdır. Kentlerde Dönüşüm; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e: Şehir tarihleri politik ekonomik ve sosyal sistemlerin bir parçası konumundadırlar. Şehirler bağlı olduğu sosyal sistemin yapısı içinde gelişirler. Şehir tarihlerinin araştırılması farklı eğilimler doğrultusunda yapılır. Örneğin Gordon Childe şehirlerin menşei ile ilgilenirken, Max Weber genel özellikleri belirlemek yerine ideal şehir tiplerini araştırmıştır. Bu çalışmada varılan ortak noktalar ise serbestlik, rahat dolaşım, hareketlilik ve çok tabanlılık özellikleri olduğudur. Şehirleşme nüfus kompozisyonundaki bir değişimi ifade etse de, şehirler ele alınırken üretim faktörlerini ve tezlerini, teknolojik ve demografik yapının gelişimini ele almak gerekir. Osmanlı’da tarım dışı topraklar “mîrî arâzi” olarak kabul görmüyordu. Kasaba ve şehirlerde bu durumu doğrulayacak belirgin bir yasa yoktu. Şehirleşmede bu nitelikle önemli rol oynadı. Buraya göçen vatandaş bir bedel ödemeden, şehir kenarına yapacağı bir gecekondu ile barınak ihtiyacını karşılıyordu. Şehirlerin oluşması, tarım dışı araziler üzerine kurulması yeterli özellik değil. Şehir olabilmesi için, öncelikle korunma (güvenlik) sağlanması ve onları yönetecek kısmi bir otonomiye dayanan kurumların geliştirilmesi gerekiyor. Bunun içinde şehrin dışa karşı korunmasında surlar, pazar yerleri, yönetim birim ve devlet binaları ile toplanma yerlerine ihtiyaç vardır. Osmanlı şehir anlayışında kendinden önceki İslam şehirleri örnek almıştır. Osmanlı şehir anlayışında iktisadi ve sosyal birlik merkezi ve değişim anlayışı ön planda tutulmuştur. İdarede kadı ve subaşından başka ticaret ve sanat ehli de yer almış; bir ticaret ve iş hayatı var olmuştur. Osmanlı şehir ve kasabaların oluşmasını teşvik ederken, diğer taraftan iskan yasaları ile vatandaşların köy ve ziraat alanlarından ayrılmaması için yasal düzenlemeler yapmış, böylece bir tarafta nüfusun yerinde kalması sağlanırken diğer taraftan devlet gelirlerinin düşmemesini sağlamaya çalışmıştır. Kent içinde yer alan belli sınıflar vardı. Öncelikle yöneten ve yönetilen (reaya, ahali, halk, son yılların deyimi ile vatandaş), Çalışanlar (işçi), Ticaretle uğraşanlar (esnaf), Güvenliği Sağlayanlar (asker), Yönetenler (memur) gibi sınıflardan oluşurdu. Birde bu sınıflardan özellikle yönetilenlerin kente adaptasyonu bakımından belli kontrol ve merciler oluşturulmuştu. Örneğin İşçilerin ahlakı eğitimi sosyal disiplini, fütüvvetnameler ve ahi zaviyelerince sağlanırken, şehrin üretimi esnafla devlet arasındaki anlaşmalara bağlı olurken, gerektiğinde siyasiler tek başına inisiyatif kullanabiliyordu. ” Ortaçağın dış Pazar için mal üretmeyen küçük şehir ekonomisi, esnaf teşkilatı ve onun etik koşullarını belirlemiştir. Gereğinden az ya da çok üretim mali krizlere yol açacağından şehrin nüfusuna göre üretimin ayarlanması gerekmiştir. Dolayısıyla bu zorunluluklar kent ve kasabalarda esnaf teşkilatının temel ekonomik sistemini ve onun etik kurallarını belirlemiştir.” Kentlerin değişim ve dönüşümde belli dinamikler söz konusu olmuştur. Bunların başında ekonomik yapı gelir. Ekonomiyi değiştiren etkenler ise coğrafi yapıdan iklime, teknolojiden kültürel değişime, savaşlardan uluslar arası ve ulusüssü yapılara kadar pek çok alanı içine alır. Bu nedenle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kent dönüşümünü incelerken dışarıda yaşanan gelişmelerden söz etmek gerekir. Osmanlı döneminde feodal yapı ve eyalet yönetimleri mevcuttu. O nedenle kırsal yerleşim alanlarda toprak sahibi (ağalar) ve toprak işleyenler (maraba) şeklinde sınıflandırılırdı. Mal değişimi ve ticaret ise kentlerde yapılırdı. Kent bir nevi üretimin ihtiyaçlara göre değişim merkezleriydi. Daha sonraki dönemlerde ise üretim organizatörlüğü ve kar arzı, uzak yerlerle ticari iletkiler sağlama ve bu alanda kapitalizme yönelme başlamıştır. Şehirlerde zengin soylular çoğalmıştır. Şehir soylu ve göçebe ayırımı da bu dönemlerden gelmedir. Böylece ulusal ve uluslar arası ekonomi hareketliliği başlamıştır. 16. yüzyılda İspanya, İtalya, Güney Fransa’daki gelişmeler, 6. yüzyılı demografik ve ekonomik büyüme gözlenmiştir. Bu dönemde Anadolu’da ortaya çıkan hızlı şehirleşme bu eğilimin bir parçası olarak düşünülmelidir. Araştırmacılara göre 17. yüzyılın başında yaşanan fiyat devriminin yol açtığı bir krizin sonucu keneleşme doğmuştur. Osmanlı sanayisinde tekstilin sıkıntıya girmesi ve mali kriz Osmanlı’da vergilerin yükseltilmesi köylü ve üretici üzerinde ağır baskılara yol açmıştır. Avrupa’ya cazip gelen Osmanlı malları, cazibesini kaybetmiş, Bursa Selanik, İstanbul gibi üretimin yüksek olduğu kentlerde iş hacmi düşmüş. Bunun üzerine Hin malaları piyasaya hakim olmaya başlamıştır. Anadolu ve İstanbul ticarette ikinci plana düşmüştür. Buna rağmen Osmanlı devleti kalkınma hızına devam etmiş, yurdun çeşitli yerinde Cami, mescit, hani, hamam, suyolu gibi çalışmalarını sürdürmüştür. 16. yüz yıla göre Osmanlı nüfusu çoğalmıştır. Osmanlı Devleti köy ve kasabalarda yaşayan halkın başka alanlara göç etmemesi için kanuni düzenlemeler yapmıştır. Buna rağmen yer değiştirme ihlalleri olmuştur. Bu ve benzer göçlerin nedenleri arasında, Devlet 1691 yılında devletin birçok yerde boş arazilere konar – göçer vatandaşları istekleri dışında yerleştirmesidir. İlk iskan sancaklar Karaman, Bozok, Adana, Urfa olmuştur. Buna rağmen Maraş, Sivas, Karaman ve Rakka eyaletlerinde bulunan yüzlerce köyün terk edilmiş olduğu görülmüştür. Bu 17. Yüzyılın başlarında sosyal buhranlar nedeni ile Anadolu köy – çiftçi topluluğunun güvensizlik yüzünden büyük kasaba ve şehirlere göç etmesi olmuştur. O tarihten sonra bugünkü ülke sınırları içinde önemli göçler olmuş özellikle Cumhuriyet döneminde 1950 ve sonrasında büyük şehirlerde düzensiz yerleşme ve çarpık kentleşme başlamıştır. Bu göçlerden ilk etkilenen kentler ise İstanbul, Bursa, Konya, Edirne gibi yerler olmuştur. 16. yy’dan sonra yönetim (tımar) sistemi bozulmuş, daha önce her 30 yılda yapılan kayıt(tahrir) tekrarlarından vaz geçilmiştir. 17. yy’da iltizam (kayıtlı) ve malikane dönemleri başlamıştır. 1695 Yılında Osmanlı devletinde savaş ekonomisinin güçlükleri hafifletebilmek ve hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak için ‘mukataaların iltizama’ verilmesinde Malikâne usulüne geçilmiştir. Bir orta çağ devleti olan Osmanlı’da en önemli mesele toprak durumu olmuştur. Toprağın yönetimi uzun yıllar askeri, mali ve siyasi kanatta yer tutmuş ve sosyal yapının da bel kemiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla toprak yapısının çözülmesi, Osmanlı’da demografik yapı kontrolünün kaybedilmesine neden olurken, en büyük darbeyi merkezi otoriteye vurmuştur. Merkezi otoritenin kent yapısı tabanında çözülmesi çabası Tanzimat dönemiyle başlarken modernleşme sürecinde farklı bir merkezileşme amacına yönelik olarak kentlerin ele alınması önemli politikalardan birini oluşturacaktır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e mali krizlerin ve küresel değişimlerin yanında şehirleri ve sosyolojik yapılarını etkileyen diğer önemli unsur modernleşme ve getirileridir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte kent dönüşümde fikri bir alt yapının varlığını inkâr edemeyiz. Abdülhamit döneminde, toplum dış dünyaya kapatılırken, dış dünya topluma etkileyecek konum ve niteliğe sahip olduğu, yöre kişi ve sosyal guruplara göre farklı etkileşimlerin oluşması önlenemedi. Anadolu’da yüzyıllardır reaya olarak yaşayan köylü bile bu etkilerin dışında kalmamıştır. Şehirlere akan nüfus gittikleri yerlerde örgütlü ve sosyal bir sınıf oluşturamadı. Şehirlerde yaşayan okumuş insanlar toplum değişiminde önemli rol oynadı. Büyük şehirlerde, İstanbul, Selanik, Samsun, Adana, Halep, Şam gibi yerlerde kozmopolitik yapılar oluşmaya başladı. Bu toplumsal yapı çağdaş Arupa uluslarının doğuşuna benzer bir dönüşüm olmamakla birlikte geleneksel tutm ve alışkanlıklarına göre bir değişime yönelmiştir. Bu dönemde öne çıkan en önemli sınıf devlet memurları ve subaylardır. Böylece yavaş yavaş bağımsız bir aydın kitlesi oluşmaya başlamıştır. Osmanlıdaki iskan politikası bir elit sınıf yaratmıştır. Özellikle devletin göçmen liderlerini gurklarından ayırarak şehirlere yerleştire yerleştirip, önemli imkanlar sağlaması ile başlamıştır. Zamanla yerli halkala birleşerek yeni bir Müslüman Osmanlı elit sınıfında yer almıştır. İslam toplumlarında şehir ve kasabaların yani Medinelerin fazilet iffet zarafet ilim ve önderlik kaynağı olduğu akla getirilirse, Osmanlı şehir ve kasabalarında neden liderlerin olduğu kolayca anlaşılır. 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan elitler, değişik bir sosyal ve kültürel yapıya sahip Osmanlı şehir ve kasabalarında çağına ve yerine uygun yeni niteliklere sahip olmuşlardır. Bu nizamname liva kaza merkezlerinde seçimlerle oluşan mecli-i belediler kurulmaya başlamıştır. Osmanlı Meclisi-i Mebusan’ı Tanzimat başlangıcından beri uygulanan tecrübelerle yönetim konusunda gerekli donanıma sahip olmuştur. Mebusların tüm itirazlarına rağmen, hükümet İstanbul ve vilayetler için iki ayrı kanun tasarısı hazırlanmış ve bunlar kanunlaşmıştır. Bu kanunlarla Osmanlı ülkesinde belediye; idari varlık olmaktan de ötede, adeta bir tüzel kişilik kazanmıştır. Kanun belediyelere imar işlerini düzenleme ve kontrol, bayındırlık hizmetleri, aydınlatma, temizlik, belediye mallarının yönetimi, emlak tahriri nüfus sayımı pazar ve alışveriş kontrolü, hijyenik tedbirler almak mezbaha, okul açmak itfaiye işleri ve belediye gelirlerini tahsil etmek gibi görevleri yüklemiştir. Merkeziyetçi idarenin tesisinde 19. yüzyılın iki önemli etkeni önemli rol oynamıştır. Bunlar telgraf ve demiryolu olmuştur. Telgraf gelişimi Osmanlı’da Avrupa’da ki gelişmeyi hızlı takip etmiştir. Haberleşme ağı Osmanlı’nın ve sonra da Türkiye Cumhuriyeti’nin hem ülke üzerindeki süratli kontrolünü hem de hükümranlığına sağlayan müesseselerin başında gelmiştir. İkinci önemli teknolojik gelişme olan demiryolları projeleri, kentlerin hızlı oluşumuna, lojistik ve ulaşım faktörlerine katkı sağlasa da, Şüphesiz Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine miras kalmış yarım projelerden biridir. Ancak uzun süren çalışmaların ardından geçte olsa başarılar elde edilebilmiştir. Demiryolu yapımı Tanzimat’la başlamış olmakla birlikte, asıl hızlanış Düyûn- ı Umûmiye yönetiminin kuruluşundan sonra başlamıştır. Alınan imtiyazlarla 1888, 1892, 1894,1897 ve 1903’te bitirilen hatlar yapılmış. 12 Ağustos 1888’de Paris – Viyana-İstanbul Semplon Ekspresi Sirkeci İstasyonuna girmiştir. Öteki demiryolu hatları Selanik, İzmir, İstanbul, Mersin, Şam gibi merkezlerin hinterlantlarına kadar girmiş ve demiryolu projelerinin en çetin ve tartışmalı olanı son olarak Bağdat – Berlin demiryolu hattı olmuştur. SONUÇ OLARAK: Tarih araştırmalarında, kentlerin ve kırsalların büyük önemi olduğu açıktır. Zira döneme ilişkin bilgi sağlanabilecek en önemli göstergelerden biri bölge halkının nüfusu, ekonomik faaliyetleri ve genel anlamda tahrir bilgileridir. Kent ve toplumların araştırılması, kırsal bölge yaratıları, nüfus değişimi, zirai ve ekonomi gelişmelerini öğrenmek gerekir. Böylece bir toplumun değişimini izlerken, kentlerin dönüşümünü incelemek gerekir. Şehirlerin görünümleri, ulaşım ağları ve ekonomik organizasyonları bir medeniyetin içinde yaşadığı devrin koşullarıyla da karşılaştırılması bakımından önem taşır. Batı modelli bir dönüşüm yaşayan Osmanlı Devleti’nin modernleşme çağında yakaladığı ivmeyi ve geri kaldığı noktaları incelemek açısından da şehirler önemli bir araştırma noktasını teşkil eder. Kentlerde yaşanan dönüşümü daha iyi açıklamak, kurumsal değişiklikleri etraflı şekilde ele almayı gerektirir. nedensellik ilişkisi ve Osmanlı – Cumhuriyet bağlantısı üzerinde durulmaya çalışıldığından dönüşüme neden olan etkenleri şöyle sıralayabiliriz. 1- ilk değişim zorunluluğu küresel ekonomik sebeplerle ortaya çıkmıştır, 2-Ekonomik yapıda zayıflığı kırsal kesimde mali buhranın yaşanmasına neden olur. Buna bağlı olarak sistem çözülmesi toplumsal çözülmeyi getirmiştir. 3-Feodal yapının Avrupa merkezli çözülmesinin ardında Osmanlı’nın bu değişimin etkisi altında kalması. 4-Tımar sistemi (yönetim) verimliliğini kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı merkezi idare teşkilinde önemli bir yere sahip olan Tımar sisteminin çözülmesi ise merkezi yapıda zayıflığı beraberinde getirmiş ve otorite zayıflığından farklı iktidar odaklarının doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu iktidar odakları ve kentlerin bağlantısı noktasında önemli rol oynanıştır. 5-Osmanlı iskân politikasının bir sonucu olarak göçmen liderlerinin kentlere yerleştirilmesi olmuştur. Böylece toplumda iktidar odağı olabilecek elit toplulukların mekânsal yakınlığına zemin hazırlanmıştır. Mekânsal yakınlığın yanında, 6-Telgrafın kullanılmaya başlanmasıyla iletişim ağlarının güçlenmesi, teknolojinin getirdiği kolaylık, toplumun diğer dünya toplumları ile irtibata geçmesi, insan hak ve özgürlüklerin daha kolay duyulmasına neden oldu. 7-Demiryolları projeleriyle, ulaşım ağları çevrelerinin kalabalıklaştırılması dönüşümün temeline önemli bir dinamik olarak kentlerin yerleşmesini sağlamıştır. KAYNAKLAR: 1. Berkes, Niyazi, Türkiye’de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi yayınları, İstanbul, 2002 2. Çubuk, Mehmet, “Türkiye’de Kentleşme Süreci ve Kırsal Alan Sorunları Kolokyumu”, Dünya Şehircilik Günü Kolokyumları, Mimar Sinan Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yayını – I, 1985 3. Ergeç, Özer, “Şehir Tarihi Araştırmaları Hakkında Bazı Düşünceler”, Belleten, C. LII, sayı: 203’ten ayrıbasım, Ağustos 1988, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 2007 4. Ergenç, Özer, “Osmanlı Şehirlerindeki Yönetim Kurumlarının Niteliği Üzerine Bazı Düşünceler”, VII. Türk Tarih Kongresi, II. Ciltten ayrıbasım, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1981 5. Gümüşçü, Osman, Tarihi Coğrafya, Yeditepe yayınları, İstanbul, 2006 6. İnalcık, Halil, Doğu Batı Makaleler II, Doğubatı yayınları, Ankara, 2008 7. Karpat, Kemal, Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Etnik Yapılanma ve Göçler, Timaş yayınları, İstanbul, 2010 8. Orhonlu, Cengiz, “Osmanlı İmparatorluğunda Şehircilik ve Ulaşım Üzerine Araştırmalar”, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, No: 31, Ticaret matbaası, İzmir, 1984 9. Ortaylı, İlber, Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi, Cedid Neşriyat, Ankara, 2008 10. Safa, Peyami, Türk İnkılâbına Bakışlar, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2006

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı