Kültür Sanat

SENDİKAL ÖRGÜTLENME HAKKI MI? ODA NE?

Tüm dünyada gelişmiş demokrasilerin göstergesi olarak oralardaki sendikal özgürlükler ve çalışanların çalışma yaşamı ile ilgili mevzuatın gelişmişliği akla gelir. Ülkelerin çalışanlarının haklarına bakarak ülkelerin gelişmişlik düzeylerini anlayabilirsiniz.

Bu bağlamda biz, herhalde geri kalmışlık tanımının yakınından bile geçmeyecek düzeydeyiz. Bunu  tespit edebilmek için bir çok kritere bakabiliriz, ama biz sadece örgütlenme özgürlükleri açısından sadece bi göz gerdirirsek ne durumda olduğumuzu çok net görebiliriz.

Bir sendika bir işyerinde örgütlenebilmesi için öncelikle kendi işkolunda işkolu barajını aşmış olması gerekir. Ne demek iş kolu barajı, o iş kolunda çalışan toplam işçi sayısının en az yüzde 1’inden fazla toplam üye sayınız olması gerekir. Bunu sağladıktan sonra, örgütlenmeye çalıştığınız işyerinde işyeri barajını geçmeniz gerekir. Peki işyeri barajı ne demek?;toplam kayıtlı çalışanların yarısından 1 kişi fazlasının sendikaya üye olması, eğer işyeri işletme tipi olarak gözüküyorsa %40 oranında çalışanın üye olması gerekiyor demek. Eğer bu şartları sağlarsanız O iş yerinde toplu sözleşme yapma hakkını kazanabilirsiniz. Peki böyle kolay bir şekilde alabiliyor musunuz , şakacı olmayın tabi ki olmuyor.

Her ne kadar Türkiye’de örgütlenme hakkı , Anayasanın 51. maddesi ile güvence altına alınmış olsa da,  her ne kadar ILO 87 nolu sözleşme ile uluslararası mevzuata imza atılmış olsa bile ve Türk Ceza Kanununı 118.maddesine göre örgütlenme hakkını engelleyenler hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülse de, işverenlerin hukuk tanımazlıkları gün geçtikçe iyice aymazlaşmıştır.

İşyerini örgütlerken öncelikle bunun büyük bir gizlilik içinde yapmanız gerekir. Çünkü örgütlenme aşamasında özellikle yerli sermayeli işyerlerinde işveren farkında olduğu anda, karşı atağa geçer ve örgütlenmeyi engellemek için her türlü yola başvurur. Önce işçilere babacan bir şekilde yaklaşarak onları ajite etmeye çalışır, bu şekilde başaramazsa şirketin batacağından veya başka bölgeye şehire hatta ülkeye taşıyacağından söz eder. Baktı ki olmuyor, bu sefer öncü işçileri işten çıkararak örgütlenmeyi engellemeye çalışır. Ama başka mazeretler üreterek her türlü engelleme ve baskıya rağmen sendika yeterli sayıya ulaşabilirse yetki başvurusunda bulunur. Bakanlık tarafından çoğunluk yazısının sendika ile beraber ilgililere ulaşmasından sonra bu sefer işveren duruma itiraz eder ve tekrar  sayının tespitini ister. Bu bürokratik durum sürecin i,yice uzamasına neden olur. Öyle ki  olayın mahkeme tarafından sonuçlanması 2-3 seneyi bulabilir. Ben 5 sene süren yetki davası biliyorum.

Eeeeee tabi bu süre sonunda işveren fabrikada sendikalı işçi bırakmışsa.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı