Kültür Sanat

Türkiye’de Geçici Esaret

Kim çizer şu sınırları kişilere ve ülkelere !!

Ekonomide işler terse gidince gözü açılan, sorun olarak Suriyelileri mi görüyor ? Kaç yıldır uyarılarda bulunan ekonomistleri duymayıp suçu onlara kesmek kolaycılık değil de nedir ? Halkın tepkisini seçim sebebiyle gören siyasetçilerin bu açıktan istifadeye yönelerek yaptığı açıklamalarda bunun cabası. Taraftar çekmek icin içi boş hamasete yeni bir alan daha çıktı. Gittiklerinde her şey güllük gülistanlık mı olacak ?

Kaç Suriyeli dedi acaba,  “Ey Rusya, ey ABD, ey  İran, ey  Suudi Arabistan veya diğerleri ülkemize gelin ! Bize demokrasi getirin !” diye… Silahlarla mı gelecekti o demokrasi ? 2011 yıllarında Suriye konusunda arkadaşlara söylediğim gibi, bazıları hatırlarlar belki: “Silahlarla direnişe geçen grupların arkasında olunmasına ne sebeple olursa olsun karşıyım.” Bir tarafta Esed güçleri, bir tarafta IŞİD, bir tarafta PYD ve bir tarafta Nusra… Suriyeli ne kazandı ? Milyonlarca vatansız kalan insan, satılan ve  tecavüze uğrayan kadınlar, esir edilen işkenceye uğrayan ve öldürülen milyonlar… Kalıp savaşsalardı ya, öyle mi ? Sen orada doğmuş bir insan olsan, hangi taraf için eline silah almak isterdin ? Hadi, cevapla… Sen çocuklarınla bu kaosu seçer miydin gerçekten.

Avrupa ile yapılan anlaşma kaç Suriyelinin onayıyla kabul edildi. Mali destek sunmak karşılığı savaştan kaçanlara geçilmez bir sınır oluşturmamızı onlar mı istedi? Hayır ! Avrupa’ya gitmek isteyenlere “Hayır, gidemezsin burada kalacaksın !” diyerek Avrupa menfaatlerini korumak ve bu taşınması zor yükü sırtlanmak onların fikri değildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Avrupa Birliği’nin daha fazla Suriyeliyi kabul etmesi gerektiğini belirtmemiş miydi? Ama tam aksine boğulmak üzere olan kaçak göçmenleri kurtaran kadın kaptanı bile sorguluyorlar.

Suriye’den göçler hâla devam ederken buradakiler Suriye’ye geri gönderilecek diyenler,  uluslararası anlaşmalara göre ölüm tehdidi altında olanlara sahip çıkmanın, tüm anlaşma ülkelerinin üzerinde bir sorumluluk olduğunu bilmiyorlar mı?  Neden Suriye’lilerin bu sorumluluktan kaçan ülkelere gitmeleri istemiyorlar da Suriye’ye geri gönderilmelerini istiyorlar ? Ya da Türkiye’de çizilmiş sınırlara onları neden mahkum ediyoruz ? Çocukların bile kayıtsız çalışması, kız çocuklarının ikinci eş olarak alınması vb durumlarda göz önüne alındığında, biz insani yaşama şartlarını tam olarak onlara sağlayabiliyor muyuz ki?

Türkiye’nin bu kadar fazla insanı taşıyamayacağı öncesinde malumken, göç olgusunun başlı başına büyük bir sorun oluşturduğu geçmiş tecrubelerden de bilinirken; ülke sorunlarının faturalarını zaten mağdur olanlara kesmek çok kolay değil mi?. Bu sürecin ilerleyişi insanları korkutarak evlerinden çıkamaz duruma getirmeden,  yaşanan travmalarını tekrar yüzeye çıkarmadan olmak zorunda. Bazı siyasilerin taraftar peşinde ötesini berisi düşünmeden ettikleri söylemlere itibar etmeden… Provakasyonlarla yeni gerginlikler oluşturmadan… Bu sorumluluğun tüm ülkelerce paylaşılması için gereken ne ise o yapılmalı. Çözüm; güvenli bölge oluşturmak ise güvenli bölge oluşturulması, Türkiye’nin Avrupa önünde tampon bölge olmasından vazgeçmesi ise beklemeden bu karardan vazgeçilmesi.  Planlı (!) ve hızlı bir şekilde ama düşmanca ve düşüncesizce değil….

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı