Çırpınışlarla..
Hava ılıktı, huzur kaplamıştı içini. Kumsalda uzanıyordu, teninin okşanıp saçlarının dalgalandığını o durağan anın içinde kaybolmuştu sanki.
Hayat, neydi?
Kaos mu, dinginlik mi? Ne çok vurmuştu kıyıya. Her defasında yine fırlatılmıştı denizin ortasına. Çırpınışlarla batmamaya çalışırken vazgeçtiğinde ise kıyıya vurmuş oluyordu gözlerini açtığında, tekrar tekrar.
Bırakmıyorlardı olduğu yerde, tutup yine fırlatıyorlardı. Her defasında çırpınıyordu, çırpınıyordu. Tutacak bir parça aranıyordu, bakıyordu sağa sola. Bir ‘O’ muydu suyun kaldıramadığı. Kimseleri göremiyordu, korkuyordu atılmaktan. Gözünü açtığında tekrar fırlatılmaktan yorulmuştu. Bırakmak istiyordu; bir yandan kendini, bir yandan tekrar tekrar gözünü açmayı..
Bilmiyordu, yorulmuştu,
Yorulmuştu, sıkılmıştı.
Çırpınışlardan.
Bu sefer, daha fazla açıklaya karar verdi, kumsaldan uzağa. Batmamak için debelenirken kumsal görünmüyordu artık.
Bir “Oooh..” çekti derinden.
Bitecek sonunda, bu nakarat.
Usulca bıraktı çırpınmayı, gözlerini kapattı. Süzülüyordu derinlere. Biiyordu.. “En sonunda..” diye iç geçirdi. Bitiyordu artık bu döngü. Kıyıyı görmeyeceğini umuyordu. Hafiflemişti, su saçlarını dalgalandırıyordu. İniyordu, salına salına.
“Bitti.” dedi.
“Artık kumsala vurmayacağım.”
“Tekrar da atılmayacağım.” Bakarken Karadeniz’in derinliklerine doğru, gözlerini kapattı. Suyun içinde ne de hoş salınıyordu.
“Bitti.” dedi.
Artık hissediyordu. Batmıştı. Bekledi, uzunca bir süre bekledi. Suyla sallanıyordu. Yumuşacık iplikler hissediyordu, tenini okşayıp geçen. Bekledi, uzunca bir süre bekledi, hiç endişelenmeden, gözünü açmadan. Nasıl da hafiflemişti artık, kıyıya vurduğu anlar gibi.. Bekledi..
O an gelmemişti, halbuki bayağı zaman geçmişti. Sorular oluşmaya başladı zihninde. Cevapları bilmiyordu. Göz kapaklarını düşündü. Milim milim kaldırmaya başladı. İlkin mavilik gördü. Su çok temizdi. Birşeyler yüzüyordu, her yerde. Yosunlar dans ediyordu, müziğe eşlik eder gibi. Her şeyin bir ritmi vardı. Büyük bir ahenk… Çok küçüktü onlardan. Gözlerini açtı izliyordu, ne var ne yoksa.. Çırpınmasına gerek kalmamıştı, Yaşıyordu. İlk defa gördüğü bu dünya hayretler içinde bırakmıştı onu.
Küçüktü, deniz kızı. Kendisinin buralara ait olduğunu, tekrar fırlatılmayacağını, düşündü. Tekrar çırpınmasına gerek kalmadığını, düşündü. Bunca zaman kendisine ait olmayan bir yerlerde geçen şu kısacık hayatının çömezi olduğunu düşündü.
Düşündü.
Kısacık hayatını düşündü, geçmişini..
Geleceği hayal etti, büyüdüğünü.
Gülümsedi, küçük deniz kızı. İlk defa gülümsedi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.